İletişim - ERC Development

Makaleler

Sevgiyi Tehdit gibi gören kaotik kişilerin hayatı da kaos - Tezcan Yılmaz
HAYATIN İÇİNDEN

Sevgi ve Huzuru Tatmamış Kişiler Sevgiyi Tehdit Gibi Görürler

Tezcan Yılmaz
25 Şubat 2026
10 dakika okuma
Son güncelleme: 25 Şubat 2026
Sevgi ve Huzuru Tatmamış Kişiler Sevgiyi Tehdit Gibi Görürler
​Sevgi ve huzuru hiç tanımamış bir insan için kaos bir yaşam biçimi, gerilim ise bir ihtiyaçtır. Bu kişiler, temiz ve berrak sularda yaşayamazlar; çünkü berraklık tüm gerçeklerini ortaya çıkarır. Onlar için "bulanık su" hem saklanma alanı hem de güvenli limandır.
​Kendilerine sunulan sevgiyi bir tuzak, huzuru ise bir boşluk olarak görürler. En basit meseleyi bile kavgaya dönüştürmeden tatmin olamazlar; çünkü onların enerjisi ancak fırtına koptuğunda yerine gelir. İyiliği ve sakinliği sadece fırtına dinene kadar "kaçış" için kullanır, sonra kendi yarattıkları o karanlık ve kaotik döngüye geri dönerler.
Kaosun Gölgesinde Büyüyenler: Neden Bazı Ruhlar İyiliği Tehdit Olarak Algılar?
Hayat bazen öyle adaletsiz bir başlangıç sunar ki, bir insanın tüm dünya görüşü "hayatta kalma" üzerine kurulu bir savunma mekanizmasına dönüşür. Eğer bir kişi, hayatı boyunca kendisine kötü davranılmış, sevgiden mahrum bırakılmış ve "aile" kavramının o koruyucu sıcaklığını hiç tatmamışsa; onun zihni bizim bildiğimizden çok farklı bir sözlükle çalışır. Bu insanlar için sevgi ve saygı, üzerine konuşulan ama tadı hiç bilinmeyen, uzak ve yabancı kavramlardır.
Böylesine yaralı bir ruhun dünyasına saf bir niyetle, karşılıksız bir sevgiyle girdiğinizde beklemediğiniz bir tepkiyle karşılaşırsınız. Siz iyilik sunduğunuzu düşünürken, o kişi yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşünür. Çünkü onun deneyimlerinde sevgi, ya bir bedel karşılığında verilmiş ya da hiç var olmamıştır. Daha önce aile hayatında kavga, gürültü, kaos, gerilim ve sevgisizlik görmüş bu insan her zaman kaosu çekerler veya kaosa giderler. İlişkileri hep gerilimlidir, bir konuyu bağırarak anlatmak daha tatmin edicidir, onu sevenlere karşı takındığı tavırlar hep huzur bozucudur, en basit konu bile sorun yaşanmadan çözülmez çünkü önce gerilim olup tatmin duygusu yaşamak onlar için çok önemli bir durumdur. En basit konu dahi onlar için bir tartışma sebebi olur, daha sonra tartışma yaşanıp biter ve alınması gereken o basit karar alıjır ama ortalık darmaduman olmuştur. Bir yere gidilecekse önce tartışma yaşanır ve sonrasında gidilir, bir karar alınacaksa önce tartışma yaşanır ve sonra bu karar alınır, bir şey yapılacaksa önce kavga kaos ve tartışma yaşanır sonra yapılmak istenen her ne ise bu insanların istediği yönde yapılır... Bu kavga gürültü gerilim ve huzursuzluk bir vitamin eksikliği gibi gelir bu tip insanlara ve her konunun öncesinde kavga gürültü ile bu eksik tamamlanır ve ortalık normale döner. Başlangıçlar, aryrılıklar, günlük yaşanan olaylar hep gerilimden beslenerek sonuçlanır... Bu tip psikolojiye sahip insanlara yakınlaşan ve onun mutluluğu için davranışlar sergileyen kişiler hep tehdit olarak görülür. Bu noktada menfaatsiz sunulan her yakınlık, onun zihninde bir " sebebi belli olmayan bir tehdit" olarak yankılanır. Şüphe devreye girer: "Neden bana iyi davranıyor?", "Bunun arkasında ne var?" soruları, şefkatin önüne koca bir duvar örer.
Huzurun ne demek olduğunu bilmeyen, çocukluğunu kargaşa, kavga ve dinmeyen bir gerilim hattı üzerinde geçirmiş biri için sükunet bir lütuf değil, büyük bir boşluktur. Bu kişiler huzurlu ortamlarda tarif edemedikleri bir eksiklik hissederler. Dinginlik onlara sıkıcı, hatta ürkütücü gelir. Onların alışık olduğu enerji birimi kavgadır, kaostur. Bu yüzden, sükuneti tesis etmeye çalışan insanlar onlar için ya anlaşılamaz birer "yabancı" ya da otoritesine saldırılan birer "düşman" figürüne dönüşür.
Gerçek sevgi ve saygının saf halini tanımayan bu kaotik kişilikler, kendilerine sunulan bu eşsiz duyguları anlamlandırmak yerine, bu güzel ortamları ve duyguları sunan kişileri ve ortamları günü kurtarmak için bir araç olarak kullanma eğilimi gösterirler. Kendilerine sunulan ve içine kabul edilen huzurlu ortamlar onlar için önceleri sıkıcı, fazla sessiz, tehdit hissettiren yerler olarak algılanır, sonraları ise bu ortam onlar için yaşamları için fayda sağlayan bir ortam olarak kabul edilir. Her daim bir olay, gerginlik, adrenalin ararlar... Hatta hiç bir gerilim olmayan olaylar ve ortamlardan bile kendilerine göre gerilim ve kaos yaratırlar. Sessiz ve sükunet içinde yürüyen hiç bir şey onları tatmin etmez. Bu kişiler bu tür huzurlu ortamları ve kişileri sadece çok sıkıştıkları anlarda ve çok fazla kaotik olayların içinden çıkamadıkları dönemlerde belirli bir süreliğine kaçış için kullanırlar. Fırtına geçtikten ve ortalık yatıştıktan sonra yine kendi döngülerinin içine girip yine kaotik kişiklerini ortaya çıkarırlar. Onlar için sakinlik ve aile ortamı bir yuva değil, bozulması gereken yapay bir kurgudur. Kendi içlerindeki fırtınayı dindiremedikleri için dış dünyadaki huzuru da hemen bozma eğilimi gösterirler. Bilinçli ya da bilinçsizce kaos yaratır, kavgacı tavırlar sergilerler. Çünkü ancak o karmaşanın içinde, kendi yarattıkları o gerilimli iklimde kendilerini güvende hisseder ve bu bulanık suda istediklerini elde ederler. Onların beslendiği tek kaynak, maalesef yine o tanıdık ve yıkıcı gerilimdir. Bazı balıklar temiz ve berrak suları sevmezler, çamurlu bulanık sular daha güvenlidir onlar için çünkü temizlik ve berraklık onların gerçek kişiliğini ortaya çıkarır ama bulanıklık onların kendi kişiliklerini gizlemelerine yardım eder... Böylece hep farklı farklı ortamlara girip kaos yaratıp beslenip yine farklı bir ortama giderler...
Ama bulanık su / hayat onların organik Yaşam alanıdır...
Peki bu düzelmez mi..?
Elbette düzelir ama çok sancılı ve sabır gerektiren bir süreç gerektirir...
Düzelmenin başlangıcı bu kişilerin bu durumu kabul etmeleridir...
Kendilerinde bu tür bir kişilik bozukluğu olduğunu kabul etmedikleri sürece bu durum hayatları boyunca devam eder ve her girdikleri ortamdan kavga gürültü ile ayrılırlar ya da dışlanırlar...
Çünkü hiç kimse hayatında huzur bozan olay çıkaran ve hayatı kaosa çeviren birini istemez...
Bir insan bu kaotik kişileri ne kadar çok severse sevsin, kaostan beslenmeye alışmış olan bu kişiler mutlaka normal düzeyde hayat yaşayan insanlar tarafından bir gün dışlanır...
Çünkü herkes huzur ve mutluluk için yaşıyor...
Etiketler
Huzur Mutluluk Sevgi Aile Psikoloji Kaos Psikoterapi Denge Mutsuzluk Narsist Borderline Kişilik Bozukluğu
Kaynaklar
https://www.tezcanyilmaz.com https://www.ercdanismanlik.com
Link kopyalandı!
TEZCAN YILMAZ | Marka Oluşumu & Marka Yönetimi | Strateji Danışmanı ve İş İnsanı - Tezcan Yılmaz Danışman - Tezcan Yılmaz İş İnsanı - Tezcan Yılmaz Stratejist - Tezcan Yılmaz Araştırmacı - Tezcan Yılmaz Yazar - Tezcan Yılmaz İletişim Uzmanı ERC Development
Hakkımızda

Bazen yorulursun, bazen durulursun, bazen vazgeçecek gibi olursun... Tamam bitti artık galiba dersin... İşte o an bir duygu belirir kalbinin içinde ve daha yeni başlıyoruz der sana... Ve o an her şeye meydan okurcasına ama sessizce yeniden başlarsın hedefine yürümeye... Ve başarırsın...